YATEF Turkiye Yat Ve Tekne Endustrisi Federasyonu
AnasayfaLinklerÜyelerYönetmeliklerTüzüğümüzFaaliyet Raporuš

BUGÜN :

REKLAM ALANI

TASARIM

Sipahi Bilgisayar

TÜRKİYE YAT VE TEKNE ENDÜSTRİSİ

Yat ve tekne imalat endüstrisi, imalat, tasarım,  teknelerin yıllık bakım,onarım ve tamir hizmetleri, yedek malzeme,ekipman  ve aksesuar imalat ve satışı, tekne ve yatlar için gerekli elektrik ve elektronik cihazların imalat ve satışı, döşeme ve dekorasyon hizmetleri, boya ve kimya sanayi, motor satışı ve bu motorların bakım onarım hizmetleri, bu sektördeki ithalat ve ihracat , fuarlar, deniz  turizmi amaçlı meslek faaliyetleri ile, bu sektörü  doğrudan destekleyen diğer meslek faaliyetlerini kapsayan ve bu hedeflere ulaşabilmek amacıyla gelişimini sürdüren ;

a. Yüksek katma değere sahip
b. Ülke ekonomisine döviz kazandıran
c. Beraberinde yan sanayi de geliştiren
d. Yabancı yatırımları çeken
e. Tekonoloji transferini cezbeden
f. Ülke denizciliğini destekleyen ve geliştiren
g. Tasarım ve arge çalışmalarının yüksek olduğu
h. Diğer sektörlere göre yan sanayisi ile birlikte 1’e 6 oranında istihdam sağlayan
i. Emek ve teknolojisi
 yoğun

bir endüstri dalıdır.

Yat ve tekne imalat sanayi çok büyük oranda katma değere sahip , istihdam sağlayabilen, ihracat oranı yüksek bir sektördür. Bu sanayi makina, demir,saç,ahşap, boya-kimya, elektrik, elektronik, tekstil, dekorasyon, plastik,servis v.b. bir çok sanayi dalının ürünlerinin tersanelerde birleştirilmesi sonucunda üretim yapan bir sanayi dalıdır. Bu konuda yapılan araştırmalarda 1 tersane sanayinin 6 yan sanayinin gelimine ve istihdamına  katkı sağladığı belirlenmiştir.

Yat ve tekne endüstrisi, gerek içeriği ve kapsamı ve gerekse uyguladığı teknoloji açısından gemi inşa sanayinden farklıdır. Gemi inşa sanayi için büyük yatırımlar , uzun süre ve deniz kenarında büyük yerlere ihtiyaç duyulurken , yat ve tekne imalat sanayi daha küçük yatırım ile, daha kısa sürede ve daha küçük yerlerde faaliyet gösterebilmektededir. Büyük yatırımlar gerektirmemesine rağmen, katma değeri çok daha yüksektir.

Türkiye yat ve tekne endüstrisinin gelişimi

Bugün Türk tekne ve yat inşa endüstrisi, sahip olduğu işgücü  ve girişimcilik ruhu sayesinde inşa ettiği tekneleri rekabetçi fiyatlarla piyasaya arz edebilmektedir. İmalatçılarımız tarafından,uluslar arası standartlara uygun olarak ve son yıllarda da “CE” işaretli ve uluslararası standartlara sahip olarak imal edilen yat ve tekneler , bu sektörde ileri gitmiş ülkelere ihraç edilmekte ve sahip oldukları kaliteleri açısından da ,gerek alıcılar tarafından ve gerekse yabancı sektör dergilerinde,istatistiklerinde ve sektör analizlerinde sık sık yer almaktadır.

Yat ve tekne imalatında 1980 li yıllarda başlayan gelişme ve atılım ile bugün yüksek standartlara ulaşan yat inşasının önemini kavrayan imalatçılarımız ,  yurt içi pazarın gelişmesinin yavaş oluşu ve büyüme için dünya çapında bir marka olmanın gerekliliğini gözönüne alarak ,ihraç pazarlarını hedefleyerek, müşterilerinin taleplerini gerçekleştirmek için kendilerini teknik ve teknolojik altayapı, bilgi,işcilik ve kalite yönünden yeniden organize etmeye başlamışlardır.

Bugün Türk tekne ve yat inşa endüstrisi ,sahip olduğu nitelikli işgücü sayesinde inşa ettiği kaliteli yat ve tekneleri ,rekabetçi fiyatlarla piyasaya arz edebilmektedir.

Türkiye çapında yayılan yat ve tekne imalatçılarımızı bulundukları bölgelere göre değerlendirdiğimizde , ağırlıklı olarak Marmara, Ege bölgeleri ile Antalya ve Kocaeli Serbest bölgelerinin öne çıktığını, Karadeniz ‘de özellikle Bartın ve Kurucaşile   bölgeleri ile Akdeniz bölgesinde Antalya ve Mersin’ de dağınık durumda imalatçıların olduğunu görmekteyiz.

Denizcilik Müsteşarlığı tarafından üretici kodu verilen ülke çapındaki 360 tekne ve yat imalatçımız bulunmaktadır.

Tekne ve yat imalatçılarımızın bölgelere göre dağılımı ( Mayıs 2006):

Marmara Bölgesi         :  117 (İstanbul, Kocaeli, Bursa,Çanakkale)

Ege Bölgesi                : 157  (İzmir, Bodrum,Marmaris, Fethiye)

Akdeniz Bölgesi          :   69  (Antalya, Mersin)

Karadeniz Bölgesi      :   36  (Bartın,Samsun,Trabzon)

Marmara Bölgesinde bulunan yat ve tekne imalatçıları :
Marmara bölgesinde bulunan yat ve tekne imalatçılarının İstanbul / Tuzla ve Kocaeli/ Gebze bölgelerinde yoğunlaştığını , bu bölgeler yanında Bursa, Çanakkale, gibi yerlerde de imalatçıların bulunduğu görmekteyiz. İstanbul Avrupa yakasında Silivri ve Büyükçekmece bölgelerinde faaliyet gösteren yat ve tekne imalatçılarımız bulunmasına rağmen  Trakya bölgesinde bu sektörde faaliyet gösteren firma sayısının çok az olduğu, küçük çaplı tekne imalatlarının yapıldığını görmekteyiz.

Tuzla sahil bölgesinde bulunan yat ve tekne imalatçıları :
Tuzla-Aydınlı Koyu’ndaki tersaneler bölgesinde, irili ufaklı yaklaşık 38 özel tersane bulunuyor. Bu bölgede gemi ve yat inşası, aynı yerlerde veya birbirinin yakınındaki tersanelerde yapılmaktadır. Yat ve tekne inşasının, gerek teknik ve gerekse özel ve dış çevre şartlarından etkilenen yapım teknikleri dikkate alındığına,bu bölgedeki  gemi sanayisi içinde yer alması bir çok sakıncayı da beraberinde getirmektedir.

Tuzla bölgesinde yoğun olarak  Nuh Sanayi Sitesi içinde yer alan küçük yat ve tekne imlatçılarının yanında, bir çok orta ve büyük boy özel yat ve tekne imalatçısı bu bölgede faaliyet göstermektedir. Bu tersanelerde, gemi ve yat inşasında olmak üzere teknik personel de dahil , yaklaşık 25 bin işçinin, yan sanayi ile birlikte düşünüldüğünde, bölgede 100 bine yakın işçinin çalıştığı söylenebilir.

Tuzla’da yılda ortalama 5-10  mega yat ve 50′nin üzerinde orta boy yat üretilmektedir.  Sipariş edilen yatın kabuğu (çıplak gemi) ve kimi donanımları, bu konuda uzmanlaşmış tersane ve şirketler tarafından Türkiye’de yapılmakta ; ardından bu yatlar, Hollanda ve İtalya gibi ülkeler  tarafından alınarak  ve kendi markaları olarak satışa sunulmaktadır.

Tuzla bölgesinin aynı zamanda ülkemizin en önemli gemi inşa sanayisini içermesinden dolayı, bu sanayinin yarattığı çevre sorunları  ve uygun olmayan imalat alanları, yat ve tekne imalatçılarının karşı karşıya kaldığı önemli sorunlarından biridir. Yat ve tekne imalatının kapalı ortamlarda, dış çevre kirliliğinden ve hava şartlarından yalıtılmış olarak yapılması gerekirken, Tuzla bölgesindeki  gemi inşa tersanelerinden kaynaklanan kum,toz,raspa, metal, boya ve diğer kötü çevre şartları, bu imalatı kötü yönde etkilemketdir..Bu şartlar altında ,imal edilen yat ve teknelerin kalitesini arttırılmasında   ve teslim zamanına kadar temiz olarak muhafaza edilmesinde güçlükler yaratmaktadır. Ayrıca, yat ve tekne endüstrisinin gelişmesi doğrultusunda, gerek yurt dışından ve gerekse yurt içinden gelen firmaların yeni yatırımlar için Tuzla bölgesinde yer bulamamaları, sektörün büyümesini de engellemektedir.

Yalova bölgesi , gerek Tuzla bölgesinde bulunan nitelikli işgücü ve yan sanayi kaynaklarına yakın olmasından ve gerekse uygun imalat alanlarına sahip olmasından dolayı  yat ve tekne imalatçıları için potensiyel olarak görülmektedir.Bu bölgeye yakın olarak Yalova Altınova sahil şeridinde yarısı yat ve tekne imalatçısı olmak üzere 80 tersanelik bir yatırım uygulama aşamasına gelmiştir. Yine bu bölgede Hersek deltası sahilinde bir yat ve tekne imal alanı oluşturulması çalışması proje aşamasında olup, ancak yatırım ve tahsis için gerekli izinlerin alınmasında sorunlar yaşanmaktadır.

Tuzla bölgesinde bulunan yat ve tekne imalatçılarının, bu bölge dışında oluşturulacak yeni ve alt yapısı tamamlanmış imal alanlarına taşınması ,sektörün en önemli hedeflerinden biridir.

Kocaeli –Gebze ve Tuzla Sanayi bölgeleri :
Bugün , Gebze ve Tuzla ilçesi içinde yer alanda değişik sektörler için kurulmuş bulunan Organize  Sanayi Bölgeleri içinde faaliyet gösteren , orta ve büyük ölçekli yat ve tekne imalatçılarının sayılarının arttığını da görmekteyiz.

Yan sanayi ve nitelikli işgücünün özellikle Tuzla bölgesinde yoğun olması ,ancak Tuzla Tersaneler bölgesinin yetersiz  kalışı ve sahilde yeni imalat alanlarının olmaması yat ve tekne imalatçılarını , denizden daha iç taraflardaki kurulmuş ve denize 30-40 km uzaklıkta yer alan deri,plastik, kimyasal v.b. diğer sektörlere yönelik  organize sanayi bölgeleri içinde yer almaya zorlamaktadır. Bu bölgede  büyük yatırımlar yapan ve imal edilen teknelerin büyük bir miktarını ihraç eden , yat ve tekne imalatçılarını görebiliriz.

Ege bölgesinde bulunan yat ve tekne imalatçıları :
İzmir , Bodrum, Fethiye ve Maramaris bölgeleri de yat ve tekne imalatçılarının yoğun olarak bulunduğu bölgelerdir. Özellikle Bodrum bölgesi geleneksel ahşap gulet ve gezi amaçlı büyük teknelerin yanında  mega-yat üretiminde de oldukça gelişme kaydetmekte ve yurt dışı pazarlardan da büyük ilgi görmektedir.

Turizm merkezi olması ve sahip olduğu kıyıları ile yat turizmine uygun dünyadaki bir kaç önemli bölgeden birisi olmasından dolayı, bu bölgede yat ve tekne imalat sanayisi de büyük oranda gelişmiştir. Bu gelişimin ve sektörün büyümesi sonucunda , dağınık ve yetersiz alt yapıya sahip yerlerde faaliyet gösteren  yat ve tekne imalatçılarının, daha organize ve alt yapısı yapılmış yeni imalat bölgelerine yerleştirilmesi projeleri devam etmektedir.

 Denizcilik Müsteşarlığı tarafından yürütülen proje ve planlama aşamasında olan  Ege bölgesi  yeni yat ve tekne imalat bölgeleri aşağıdadır.

  • İzmir-Aliağa Çaltıdere Tekne İmal Alanı
  •  Bodrum /Ören yat ve tekne imal alanı
  • Fethiye Karaot tekne imal alanı
  • Didim tekne imal ve çekek alanı
  • Marmaris/ Bozburun tekne imal alanı

Ege bölgesinde, değişik sanayi siteleri içinde ve Kemalpaşa gibi denize 40 Km’lik mesafelerde bulunan yat ve tekne imalatçıları da bulunmaktadır.

Bodrum  bölgesinde bulunan yat ve tekne imalatçıları:
Bodrum ve çevresinde yatçılık, yatın inşasından başlayarak, kiralanmasına, kışlamasına, onarımına ve ihracatına kadar pek çok alanı kapsayan ve buna bağlı olarak geniş ölçüde istihdam yaratan bir iş kolu durumundadır.  Yörede genelde ahşap ve klasik yöntemlerle yat inşa eden; 12'si her tarafı tamamen kapalı hangara sahip, 7'si sundurma şeklinde sadece çatısı kapalı olan ve 19'u da makinalarının üstünü örtebilen bir çatısı olup tekneyi açık hava şartlarında inşaa eden toplam 38 yat imalathanesi bulunmakta. İmalathane sahiplerinin hepsi ustalıktan yetişme kişilerdir ve yatın inşaasında bizzat çalışmaktadır.  İçmeler Tersane bölgesi'ndeki yat imalathanelerinin sadece 8'inin denize doğrudan bağlantısı var. Diğer imalathaneler inşaa ettikleri tekneleri bu deniz kıyısına sahip olan tersanelere ücret ödeyerek denize indirebilmekte. Bu denize indirme işlemi ise sadece Mayıs-Ekim ayları içinde gerçekleşmektedir.  Charter'a olan talebin artması, mavi yolculuk teknelerinin kamara sayılarının artmasına ve tekne boylarının uzamasına neden olmuş. Son iki senede inşa edilmekte olan teknelerin büyük çoğunluğunun boyları 28 ile 45 metre arasında değişmektedir.

Antalya ve Kocaeli Serbest bölgelerinde bulunan  imalatçılar :
Serbest bölgelerin sağlamış olduğu vergi indirimleri, serbest ticaret olanakları yanında  bu bölgelerin alt yapısı tamamlanmış organize yerler olmasından dolayı, bu bölgelerde sektörün gelişmekte olduğunu görmekteyiz.

Bugün Antalya Serbest Bölge (ASBAŞ)’ si  içinde yer alan ve sayıları 30’a ulaşan yat ve tekne imalatçıları, bu bölgeyi uluslararası pazarda bir merkez durumuna getirmiştir. Bu bölgede yatırım yapan bir çok yurt dışı yat ve tekne imalatçısı da bulunmakta ve bu firmaların üretimleri kendi ülke istatistiklerine girmektedir.Yeni kurulan Kocaeli Serbest Bölgesi (KOSBAŞ) de, özellikle İstanbul Tuzla bölgesinde sıkışmış durumda bulunan ve gelişemeyen yat ve tekne imalatçıları için yeni bir potensiyel olarak değerlendirilmektdir. Bölge içinde küçük tekne imalatçılarının yatırımı için ayrılmış ve projelendirilmiş alanlar bulunmaktadır. Halen 6 adet gemi ve yat imalatçısının bulunduğu ve yerleşim planlamalarında tekne imalatçılarınada yer veren , Kocaeli Serbest Bölgesi (KOSBAŞ) ’ nin, yat ve tekne imalat sektörünün ileride bir üs olarak kullanabileceği bir merkez olacağı değerlendirilmektedir.

Yat ve Tekne İmalat  Yan Sanayisi :
Yat ve tekne endüstri yan sanayisi ,taşeron şirketleri, mühendislik ve tasarım büroları , imalat  ve malzeme satıcıları, dekorasyon ve iç döşemecileri, ithalat ve ihracatcıları ile büyük bir atılım göstermektedir. Yan sanayi için, sektörün geleceğini garanti altına alacak ve rekabet üstünlüğünü devam ettirecek olan kalite ve güvenilirlik konuları en ön sıraları almaktadır. Donatım ve iç mekan dekorasyon işleri için birinci sınıf işçilik ve kalite bulma konusunda  tereddüde kapılan  bazı  yat sahipleri, daha 5-6 yıl öncesine kadar yabancı şirketleri tercih ederken; yeniliklere uygun ,iç mekanda kullanılan mobilya ve dekorasyonla ilgili işlerde dış literatürün tabibi ve yeni deneyimler kazandıkça bazı taşeron firmaların görüşleri kökünden değişmiştir.

Yat ve Tekne İmalat sektörünün gelişimi ile bu sektöre malzeme,aksesuar ve motor sağlayan, yat ve teknelerin mobilya ve iç dekorasyon hizmetlerini sağlayan  yan sanayide büyük bir gelişim göstermiştir. Bu sektörde kullanılan yan sanayi ürünleri ülke ekonomisi için büyük bir katma değer yaratmaktadır. Bir tekne veya yatın imalatında kullanılan aksesuar, elektrik  ve elektronik teçhizat, motor, seyir ekipmanları ve diğer malzemeler dikkate alındığında, büyük bir  yan sanayi ürünü talebi olduğu görülmektedir. Ayrıca tekne veya yatın imalatından sonra da kullanılacılar tarafından alımı yapılan seyir ve güvenlik ekipmanları ve diğer ilave tekne aksesurlarıda  sürekli bir talep yaratmaktadır.Son dönemlerde özellikle uzakdoğu pazarının sağlamış olduğu ucuz  fiyatlar nedeniyle ve diğer ülke firmalarınında bu pazardan alım yapmaları doğrultusunda , yat ve tekne yan sanayiside bu pazara yönelmiş durumdadır.

Ülkemiz yat ve tekne aksuar yan sanayisinde yurt dışından alınan malzeme oranı %60 seviyelerindedir. Ülkemizde üretilen yan sanayi ürünlerini sarı ve krom malzeme, ırgat ve dümen sistemleri, ip ve halat malzemeleri, can yeleği,can simidi v.b. koruyucu teçhizat, iç dekorasyon ve döşeme, tekne mobilyası, yangın sistemleri şeklinde özetleyebiliriz.

Özellikle elektronik ve elektrik donanım, seyir cihazları ,motor ve ahşap malzemeler yurt dışından temin edilen malzeme gruplarıdır.

Mega Yat imalatı

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde yapılan ve yapımı devam eden mega yat marina ve limanlarının sayısının artması da, mega yat imalatını olumlu yönde etkilekmektedir.ICOMIA istatistik bilgilerine ve sektör değerlendirmelerine baktığımızda, dünya çapında mega-yat talebinde ve imalatında artış olduğunu ve bu artışın önümüzdeki 5 yıl için devam edeceğini öngörebiliriz.

Ülkemizde İstanbul,Antalya ve Bodrum’da mega yat yapımında bir dünya markası durumuna gelmiş ve uluslar arası denizcilik sektöründe takdir kazanmış imalatçılarımız bulunmaktadır.Türkiye, yat, özellikle de mega yat konusunda, Avrupa mega yat tersanelerinde çalıştırılan işçilerin üçte birinden az işgücü maliyeti ile uzmanlaşmaya yönelmektedir. Avrupa’nın bir çok büyük yat tersanesi mega yatların yapımı için, Türkiye’de kurulmakta veya ortak girişimlerde yer almaktadır.

ULUSLARARASI  PAZAR KOŞULLARI VE SEKTÖRÜN ÖNÜNDEKİ FIRSAT VE TEHDİTLER

Yat ve tekne imalat sanayisinin dünya genelinde genel bir incelemesi ve değerlendirmesini yaptığımızda, toplanan verilerin ve sektörün gelişiminin ekonomik gelişmelere ve yıllara göre farklılık gösterdiğini görmekteyiz. 2005 yılında yayınlanan istatistiki veriler doğrultusunda, yat ve tekne imalat sanayisinin ve satışların yükselme ve gelişme trendi içinde olduğu belirtilmektedir.

Bu sanayide özellikle ABD. İtalya, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda gibi gelişmiş ülkelerin yer aldıklarını, bunun yanında bu ülkelerin bu imalat sektöründe kullanılan yedek parça,malzeme,aksesuar, cihaz, teçhizat ve motor üretiminde de önemli bir paya sahip oldukları bir gerçektir.

Akdeniz Çanağı’nda yüzbinlerce yat bulunmakta ve bu rakama her yıl 50-60 bin yat ilave edilmektedir. Ayrıca başta ABD olmak üzere diğer dünya ülkelerindeki yat ve tekne taleplerini de düşünürsek , bu sektörün ileriye dönük büyük bir gelişme içinde olduğu kesindir.

Ülkemizi temsilen YATEF-Yat ve Tekne Endüstrisi Fedrrasyonu  kurucu üyesi Deniz Turizmini ve Denizciliği Geliştirme Derneği (DENTUR) ’nin üyesi olduğu ve başta AB ülkeleri olmak üzere ABD, Japonya,Kanada,Avusturalya  v.b. sektörde gelişmiş ve söz sahibi olan  20 ülkenin sektör dernekleri ve federasyonlarının üyesi olduğu  ICOMIA (International Council of Marine Industry Associations) tarafından yat ve tekne endüstrisi ile ilgili değerlendirmeler, analizler ve istatistik çalışmalar  yapılmakta ,  sektörde uygulanacak CE, Gürültü seviyeleri ve Motor Emisyonları v.b.  AB  standartları belirlenmektedir.

ICOMIA (International Council of Marine Industry Associations) bünyesinde oluşturulan Marinalar, Çevre, Dış İlişkiler, İstatistik, Teknik, Marin Motor ve Endüstri alt çalışma komiteleri kanalıyla uluslararası sektöre yön verecek  genel değerlendirmeler , yapılmakta, projeler yürütülmekte ve ortak çalışmalar başlatılmaktadır.

Uluslararası pazar paylaşımı

Dünyada genel trend olarak tekne, motor ve yelkenli  tekne pazarı oldukça yüksek oranlarda ve sürekli bir büyüme içindedir.Finans çevrelerinin araştırmasına göre ,dünya çapında var olan 100 milyon doları olan zengin sayının 100.000 civarında olduğu, bu kesim tarafından talep edilen mega yat ve tekne sipariş oranı %3  seviyesindedir.

ICOMIA tarafından yayınlanan  istatistiklerini incelediğimiz takdirde , yat ve tekne imalatında söz sahibi olan ve ekonomilerine büyük katma değer sağlayan ülkelerin yat ve tekne imalatında bir marka haline geldiğini, bu sanayi ile insanlarına istihdam ve ekonomilerine büyük katkı sağladıklarını,ülke olarak sahip olduğu marina,çekek yeri,iskele ve bağlama yerlerinin çok fazla olduğunu, kişi başına düşen tekne sayısı itibarıyla da amatör denizci sayısının çok fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. 

 

 

 

Tablo 5. Türkiye  ile sektörde söz sahibi  ülkelerin karşılaştırılmasını yaparsak:

 

 

Kıyıların uzunluğu

Tekne başına düşen kişi

Yat ve tekne imalatçısı

Motor imalatçısı

istihdam edilen işgücü

Marina ve yat limanı

Bağlama ve çekek

yeri

 

 

ABD

 

133.342 km

 

18

 

1.200

 

50

 

589.000

 

12.073

 

874.100


İngiltere

 

12.450 km

 

130

 

400

 

20

 

30.000

 

500

 

225.000

 

İtalya

 

9.226 km

 

68

 

950

 

10

 

92.000.

 

105

 

128.042

 

Hollanda

 

451 km

 

40

 

108

 

1

 

13.300

 

200

 

21.000

 

İsveç

 

3.218 km

 

12

 

50

 

2

 

4.000

 

1000+

 

200.000

 

Fransa

 

5.700 km

 

101

 

151

 

3

 

45.000

 

391

 

227.700

 

Almanya

 

3.624 km

 

26

 

412

 

11

 

20.000

 

2.647

 

bilinmiyor

 

Yunanistan

 

15.000 km

 

84

 

87

 

0

 

5.200

 

19

 

7.000

 

Türkiye

 

8.333 km

 

2.000*

 

360**

 

0

 

40.000*

 

50*

 

19.000*

*Türkiye ile ilgili rakamlar tahminidir.   ** Üretici kodu alan yat ve tekne imalatçıları.

Türkiye’nin uluslararası pazarda üstün olduğu yönler

Ülke olarak bu pazardan pay almamız ancak, yat ve tekne imalatı konusunda bir dünya markası haline gelmemiz, uluslararası standartlara ulaşmamız  ve gerek yasal prosedürlerin ve bürokrasinin azaltılması gerekse imalat alt yapı imkanlarımızı geliştirmemiz  ile sağlanabilecektir. Bu konuda devletimizin “Yat ve Tekne Endüstrisi” politikasını oluşturması ve bu sektörün gelişmesi için başta vergiler, gümrük bürokrasisi ve yasal düzenlemeler olmak üzere ,politikasını en kısa sürede  sektörü destekleyecek,değişen ve gelişen dünya standartlarına yakalayacak  tarzda oluşturması gerekmektedir.

Türkiye, sahip olduğu kıyıları, yat turizm olanakları,  kültür ve tarih zenginliği ile, mega yatlar için önemli bir uluslararası pazar imkanı sağlamaktadır.  Dünyanın en cazip turistik ve tarihi noktalarından biri olan İstanbul Ataköy ve Zeytinburnu’ndaki yapımı planlanan  yeni tesisler ve limanlar içinde mega yat bağlama imkanlarının da  yer alması, ileriye dönük olarak ülkemizin mega-yat turizm gelirlerinin de artmasını sağlayacak, bu yatırımlar  ülkemiz için bir kazanç ve prestij kaynağı olacaktır.

Ülkemiz yat ve tekne endüstrisinin genel olarak sahip olduğu üstünlükleri başlıklar halinde özetlersek:

  • Uzun bir tarihi geçmişe sahip gemi ve tekne inşa sanayi
  • Ustalık ve kalifiye işcilik, eğitimli işgücü,esnek çalışma saatleri
  • Kaliteli ve uluslar arası standartlara sahip üretim
  • Uygun maliyet ve işcilik ücretleri
  • Kaliteli ve yeterli yan sanayi, uygun tedarik koşulları
  • Ülkemizin sahip olduğu yeterli teknolojik ve bilişim alt yapısı
  • Uzakdoğu ülklerine göre ülkemizin uluslar arası pazara yakınlığı
  • Ülkemizin sahip olduğu deniz ve yat turizm kapasitesi
  • Uygun iklim ve çevre şartları ve İkili beşeri ilişkiler

Yine ICOMIA tarafından yapılan üye ülke analizlerinde Türkiye ile ilgili olarak yayınlanan değerlendirmelerde  gezi teknelerinden alınan KDV, ÖTV’nin yüksek olduğu, ayrıca teknelerin  motor gücüne göre her yıl alınmakta olan Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) gibi diğer ülkelerde olmayan vergiler olduğu ve teknelerin kayıt işlemlerinde büyük bürokratik işlemlerin olduğu gibi   olumsuzluklar sık sık yer almaktadır.

Türkiye’de günümüzde binlerce yat bulunmasına rağmen, deniz ve yat turizminin en yoğun olduğu Bodrum-Antalya rotasında sadece 3000 yat bağlama kapasitesi mevcuttur. Sahip olduğu doğal ve tarihi zenginlikleri ile 8333 km kıyısı olan ülkemiz için ortaya çıkan veriler , denizciliğimizin ve sektörün olması gereken yer açısından oldukça yetersizdir.

Ülke olarak sahip olduğumuz temiz ve uzun kıyılarımızi, deniz turimine uygun iklimimiz, yat turizmine olanak sağlayan kıyılarımız ile uzun bir geçmişe sahip denizcilik tarihine rağmen, ülke insanımızın denize uzak durmasına paralel olarak yat ve tekne endüstrimiz de yurt içi pazarda çok yavaş gelişmektedir. Yurt içi Pazar oranının düşük olmasından dolayı ,yat ve tekne imalat endüstrisi genel olarak yurt dışı pazarları hedeflemekte ve uzun dönemli planlarını yurt dışı pazarlara yönelik ve ihracat hedefleri üzerine kurmaktadır.

Sektörün uluslararası pazarda  zayıf olduğu konuları başlıklar halinde özetlersek:

  • Devletimizin ,sektörü destekleyecek ve teşvik edecek ,ülkemizi dünya çapında bir marka haline getirecek net politikaları bulunmaması veya mevcut politikalar yetersiz kalması
  • Günümüzün küreselleşen ve yoğun rekabetin yaşandığı dünyamızda, denizcilik ve imalat sektörümüze , yeni yatırımlara, yeni imalat alanlarının kurulmasına ve özellikle ihracat amaçlı ithalata ilişkin mevcut yasal mevzuatların çokluğu  ve yoğun bürokrasi
  • Bu sektör için oluşturulmuş organize ve alt yapısı yapılmış tersane bölgeleri olmamamsı veya mevcutların yetersiz olması, imalatçılarımız çok yetersiz koşullarda  ve denize uzak yerlerde faaliyet göstermesi
  • İmalat için gerekli cihaz,teçhizat ve yedek parçaların ithalatında ,mevcut yasal mevzuat ve bürokrasiden kaynaklanan nedenlerle gümrüklerde çok büyük sorun yaşanması
  • Yat ve tekne imalatçıları için işletme giderlerinin mevcut vergiler, SSK pirimleri,harçlar v.b. giderler  nedeniyle çok yükselmesi ve en büyük rekabet kozumuz olan işcilik maliyetlerimizi yükseltmesi
  • Yüksek maliyetler nedeniyle, yurtdışından gelen yat ve tekne taleplerinin , daha düşük işcilik maliyetleri bulunan ve kendi devletleri tarafından yabancı yatırımcıların büyük olanaklar ile teşvik edildiği Polonya, Slovekya,Romanya gibi ülkelere kayması
  • Uluslararası tanıtım ve pazarlamanın yetersiz olması
  • Tekne ve yat alımında, otomobil alımlarında olduğu gibi banka kredilerinin olmayışı nedeniyle yatırımcılar için yeterli finansal kaynakların olmaması veya bu sektöre yönlendirilmemiş olması
  • Kalifiye ve eğitimli işgücünün yetiştirilmesi ve eğitimi,Uluslararası standartlara uyum konusunda yaşanan sorunlar, bilgi eksikliği ve eğitim ihtiyacı
  • Ülkemizde amatör denizciliğin gelişmemişdolayısıyla tekne sahibi olan nüfusun çok az olması, marina,yat bağlama limanı, çekek yerlerinin yetersiz kalması

SEKTÖRÜN ANA SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI

Yat ve tekne endüstrisinin gelişmesinin önündeki ana nedenlere kısaca göz atarsak::

  • Deniz kültürümüzün olmaması , amatör denizciliğimizin gelişmemesi
     ve denizcilikle ilgili devlet politikalarımızın olmayışı

Gelişmiş ülkeleri incelediğimizde, bu ülkelerinde denizcilikte de ileri gittiklerini, ekonomilerinin denizcilikten en fazla katkıyı sağladığını ve denizciliği bir kültür olarak benimsediklerini görebiliriz. Bu anlayış ile bu gelişmiş ülkelerde amatör denizcilerin sayısının da çok olduğunu, bu amatör denizcilik kültürünün küçük yaşlardan itibaren topluma yerleştiğini görmekteyiz.

Ülke olarak, son dönemlere kadar denize sırtını dönen, miras bölüşümlerinde deniz kıyılarının değersiz olduğu değerlendirerek kız çocuklarına bırakan ve daha çok toprağa bağlı olarak süren bir kültürümüz olduğu belirtebiliriz. Denizi sevmenin ve denizlere sahip çıkmanın, genç nesillerden başyarak yaygınlaştırılması, sahip olduğumuz denizlerimizi ülke ekonomisine en fazla katkıyı sağlayacak şekilde geliştirmemizin en temel başlangıç noktası, deniz kültürünün benimsenmesi ile olabilir.

Son yıllarda ve özellikle 2003 yılından sonra denizcilik ile ilgili kurum ve kuruluş tafafından benimsenen DENİZCİ ÜLKE,DENİZCİ MİLLET parolasının hayata geçirilebimesi için , ülke olarak denizi sevmemiz,denize yönelmemiz ve bu amaçla gerekli yasal ve idari düzenlemeleri yapılması gerekmektedir.

  • Alt yapı eksiklikleri ve tekneler ile ilgili bürokrasi:

Marina,yat bağlama limanı, rampa, çekek yerleri, iskeleler ve  benzeri denize ulaşım alanlarının çok sınırlı ve hatta bir çok yörelerde olmaması , tekne ve yatların yaz ve kış muhafaza edilebilecekleri, düşük ücretli ve uygun evsaflı konaklama yerlerinin olmaması  veya yok denecek kadar azlığı da ,ülke insanlarımızın tekne almamalarının en önemli nedenlerinden biridir.

Avrupa ülkelerinde teknelerin kayıt işlemi ülkeden ülkeye fark etmektedir. Kimi AB ülkeleri 15 metreye ya da 8 metreye kadar, kimisi motor gücüne göre belli tipleri kayıt mecburiyeti dışında bırakmıştır. Yunanistan gibi bazı Avrupa ülkeleri ise tüm teknelerin kayıt altına alınmasını mecburi kılmıştır. İngiltere’de ise yurt dışına çıkmadıkları sürece 24 metre boya kadar teknelerin kayıt altına alınmaları (tescil) zorunluluğu yoktur.

Şu anda Türkiye’deki uygulamanın da kanun  gereği tüm tekneleri kayıt altına alması gerekirken, fiili durum böyle değildir.Türkiye’de varolan Amatör Teknelerin en fazla % 30’u kayıt altına alınabilmiştir. Bunların büyük çoğunluğu da; Turizmi teşvik kapsamında gösterilip, ticari yat kaydı yapılmış ve herhangi bir vergi ödememektedir. Hatta bu tekneler, ilk edinimleri esnasında ödenmesi gereken KDV’den de muaf tutulmuşlardır. Yine önemli miktar amatör tekne sahipleri, Türk vatandaşı olmakla birlikte, yüksek vergiler nedeniyle  yabancı bandırada kayıtlı olup Türkiye’de vergi ödememektedirler.

Teknelerin kayıt altına alınamaması nedeniyle de, yapılacak sektörel analiz ve araştırmalarda kullanılmak için ihtiyaç duyulan Ülkemizde kullanılan tekne ve yatlarla ilgili yeterli istatistik lerde oluşturulamamaktadır.

  • Yüksek vergiler ve Motorlu Taşıtlar Vergisi

Ülkemizde satılan tekne ve yatlar için ilk satışta %18 KDV (katma Değer Vergisi) ve bu tutar üzerinden %8 ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) alınmaktadır. Bu yüksek vergiler yanında 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi kapsamında, her bir tekne ve yatın motor gücü oranında ve tekne bedelinin %40’ına kadar ulaşan miktarlarda MTV (Motorlu taşıtlar Vergisi) alınmaktadır.

 Başta üyelik görüşmelerimizin devam ettiği AB (Avrupa Birliği) ülkeleri olmak üzere, Dünya üzerinde hiçbir ülke tarafından teknelerden Motorlu Taşıtlar Vergisi adı altında alınan bir vergi bulunmamakta, tekne ve yat alımlarında da sadece KDV alınmaktadır.

Motorlu Taşıtlar vergisi , bazı ülkelerde kara taşıtları için uygulanmakta ve bu taşıtların kullanıldığı yolların bakım onarımları ile yeni yolların yapılabilmesi amacıyla alınmaktadır. Ancak bu ülkelerin hiç birinde, denizde kullanılan tekneler için alınan böyle bir vergi bulunmamaktadır.

 Verginin gelirle ya da harcama ile doğru orantılı olarak alınması esas olduğuna göre daha kısıtlı imkanlarla alınan küçük teknelerin vergilerinin de düşük olması gereklidir.Bunun dışında, göz önünde tutulması gereken diğer bir husus da, teknenin kullanım süresidir. Küçük teknelerin büyük çoğunluğu, kısıtlı boyları ve birçoğunun açık olması gereği, sadece Yaz aylarında kullanım imkanı sunarken, daha büyük tekneler daha uzun süreler, hatta Kış aylarında dahi kullanılabilmektedirler.

Yıllık Motorlu Taşıtlar Vergisinin tekne bedelinin % 0.6’sı ile %40’ ı arasında değişebildiği ortaya çıkmıştır. Dengesizlik o kadar çarpıcıdır ki %40 vergi ödemesi gereken tekne sahibi bu tekneye %0.6 ödemesi gerekenin ¼’ü kadar harcama yapmıştır. Bir diğer değişle tekne boyu ve lükslüğü arttıkça, teknenin tipine bağlı olarak; ödenmesi gereken oransal vergi miktarı çok düşebilmektedir. Oransal kıyaslama yapıldığında küçük tekne sahibinin, büyük tekne sahibinden 60 kat daha fazla vergi ödediği ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde motorlu kara aracı sayısının 13 milyon’dan fazla olduğunu ve bunun yanında  2005 yılında yaklaşık sadece 900 tekneden MTV tahsil edildiğini gözönüne aldığımızda, alınmak istenen vergilerin mantıksız olmasının yanında ülke ekonomisine çok fazla bir getirisi de olmadığını, tam tersine endüstrinin gelişmesini engellediğini söylebiliriz.

  • Ekonomik gelişmişlik düzeyimiz ve tekne ve yat sahibi olmanın lüks
     olarak görülmesi

Genel olarak insanların ekonomik krizlerde veya ekonomik durgunluklarda ile ertelediği satınalma taleblerinin başında tekne ve yat endüstri ürünleri gelmektedir. Ülke olarak artık süreklilik haline gelen ekonomik krizler, durgunluklar ve yeterli olmayan milli gelirimiz nedeniyle, insanlarımız tekne almak,denize açılmak ve denizcilikle uğraşmak gibi hobilerini arka plana itmektedirler.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Yat ve tekne imalat sanayi  ve bu sanayi ile bağlantılı olan yan sanayi sektörleri ve yaratılan hizmetler ,ülkemiz için çok önemli bir gelir kaynağıdır.

Bu sanayinin:

  • Yat ve teknelerin yıllık bakım ,boya ve onarım hizmetlere ihtiyaç duyması ve bu gelirlerin ekonomiye ek katkı sağladığı
  • Marina, yat limanı ,bağlama yeri,çekek yerleri ihtiyaçlarını oluşturduğu ,böylece yeni sanayi alanları kazandırdığı
  • Malzeme,aksesuar ve yedek parça sağlayan yan sanayiyi geliştirdiği
  • Büyük oranda ihraç edilen yat ve teknelerin ülkemize büyük oranlarda döviz kazandırdığı
  • Sağladığı istihdam ile ülkemiz insanlarına yeni iş sahaları yarattığı
  • Yat ve teknelerin kullanımı ile yakıt ve vergi gelirlerini arttırdığı
  • Amatör denizcilerinin sayısının artması ile , denizcilik bilincimizin arttırdığı
  • Sahip olduğumuz denizlerimizi, kıyılarımızı ve deniz sporlarını olanaklarımızı ekonomimize kazandırdığı
  • Deniz ve yat turizmini geliştirdiği 

      unutulmamalıdır.

Başta devlet yöneticileri ve maliye yetkilileri olmak üzere bir çok kişi ve kuruluş , tekne veya yat sahibi olmanın lüks olduğu ve sadece zengin insanların uğraşısı olarak görülmektedir. Basında verilen milyon dolarlık lüks yatlarla ilgili haberlerde ,tekne sahibi olmanın çok zor ve ayrıcalıklı bir durum olduğu konusunda yanlış bir izlenim doğurmaktadır. Bugün ülkemizde üretilen ve ortalama bir araba fiyatına alınacak orta ölçekli,kamaralı ve gezinti amacıyla kullanılabilecek tekneler bulunmaktadır. Zaten dünya çapında da amatör denzcilerin ve denize gönül verenlerin büyük çoğunluğunun  kullandığı tekne ve yatlar bu türe girmektedir.

Ülkemiz yat ve tekne endüstrisinin gelişmesi amacıyla oluşturulacak stratejinin kapsamı:

·                     Yer ve alt yapı ihtiyacı : yat ve tekne imalat sanayinin ihtiyacı olan alanların tahsisi,  organize imalat alanlarının kurulması,

·                     Nitelikli personel,işgücü ve eğitim ihtiyacı : Sektörün ve yapım tekniğinin özelliğinden dolayı etkin , nitelikli ve kalifiye işgücünün yetiştirilmesi, bu amaçla eğitim programlarının yapılması ve sektöre yönelik eğitim veren okul ihtiyacının giderilmesi ,

·                     Tasarım-arge  ve yeni teknoloji : Gelişen müşteri istekleri, yeni pazarlara açılma ihtiyacı ve yüksek rekabet koşulları altında  her zaman daha özgün tasarımlar geliştirilmesi, yüksek bilgiyi gerektiren arge çalışmaları yürütülmesi  ve yeni teknolojileri ve üretim teknikleri yakından takip edilip uygulanması,

·                     Hukuki destek ve proje yönetimi: Özellikle yurt dışı siparişlerde müşteri ile yapılan sözleşmelerin  çok iyi planlanması, imalatçıyı ileride zor duruma düşürecek hükümlere yer verilmemesine dikkat edilmesi ve teslimat aşamasına kadar etkin bir proje çalışması yürütülmesi,

·                     Ortak davranış kültürü: Sektörü oluşturan imalatçılar, genel sektör menfeatlerini ön plana çıkartacak ve sonuçta herkesin daha kazançlı çıkacağı ortak bir kültüre, dayanışmaya ve örgütlenmeye sahip olunması, sektörün her alanda gücünü birleştirmesi,

·                     Kur politikası ve yatırım finansmanı :İmalat aşamasında ve yeni yatırımlarda ülke ve dünya kur politikaları yakından takip edilmesi, planlamalar ve yatırım proje finansmanları  her zaman  vadeli düşünülmesi,

·                     Tanıtım ve Pazarlama : Sektör sahip olduğu potensiyeli, işciliği,kalite ve diğer artı değerlerini uluslararası pazarda en iyi şekilde göstermesi, tanıtım ve pazarlama çalışmalarına mutlaka yer vermesi ve sektör fuarlarında yer almasını, kapsayacak şeklinde olmalıdır.

Bütün olumsuzluklar yanında ülkemiz ,yat ve tekne imalatında sahip olduğu uzun tarihe dayanan tecrübe, uygun işcilik maliyetleri, yüksek kalifiye işcilik, yakaladığı uluslararası standartlar, sahip olduğu doğal ve tarihi güzelliklere sahip kıyıları ile bu kıyılardaki marina,yat bağlama,çekek imkanları ile sektör için önemli bir duruma gelmiştir.

Günümüzde Türkiye de büyük atılıma giren ve gelişmesini sürdüren yat inşa endüstrisi , yurt içi ve yurt dışı müşterilerine kalite,uygun fiyat, ustalık, standartlara uygunluk ve güvenilirliliğin yanı sıra birçok uygun seçenekler sunmaktadır. Bu gelişmeler doğrultusunda desteklenecek, yol gösterilecek ve planlı gelişmesi sağlanacak olan yat ve tekne endüstrimiz, uluslararası pazarda hedeflediği pazar payına ulaşacak ve rekabet üstünlüğünü sağlayacaktır.

YAT VE TEKNE ENDÜSTRİSİ FEDERASYONU

Yat ve Tekne Endüstrisi Federasyonu

Perpa Tic.Mrk. A Blok Kat:10 No:1494 (34385) Okmeydanı - İSTANBUL

Telefon: +90 212 320 32 44 Fax: +90 212 320 32 08

YATEF © 2005 - 2008